| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )






ღ Her Kadın Güzeldir ღ
Google

Her Kadın Güzeldir

Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler, videolar

Seksi bir kadın mısınız ?

natalia Seksi bulunan kadınsal özelliklerin modası neden hiç geçmiyor dersiniz ?
1960'lı yıllarda zarafetin ve inceliğin sembolü olarak döneme adını yazdıran model Twiggy döneminden bu yana olabildiğince zayıf olmak için uğraşıyoruz. 1 haftada 3 kilo diyeti, karpuz diyeti, peynir diyeti, sadece basenleri eriten diyet, avokado diyeti vs vs...

Çünkü erkekler öyle istiyor! Peki, bundan gerçekten emin miyiz? Erkekler gerçekten de olabildiğince zayıf, bir deri bir kemik kadınlardan mı hoşlanıyor?

Bize göre evet! Ama bilim adamlarına göre kesinlikle hayır! Araştırma sonuçlarına bakılırsa, 21. Yüzyıl erkeğinin ideal kadın tipi, bundan 60 yıl öncekiyle neredeyse aynı.

California Üniversitesi tarafından toplam 100 denek üzerinde yapılan bir araştırma, erkeklerin çekici bulduğu kadınların özelliklerinin hemen hemen aynı olduğunu doğruluyor. İşte erkeklerin gözünden kadını kadın yapan özellikler...

Dolgun dudak

Kadinlar, dudakları ağzin içinde değil de disinda olan tek memeli! Zoologlar, dudakların kadının genital organlarinin aynası olacak şekilde sonradan geliştiğine inanıyorlar. Çünkü vücudun bu her iki parçası da aynı büyüklük ve kalınlıkta ve seks anında her ikisi de genişleyip kanla doluyor.

Bu "genital eko" denen olay, erkeğe verilen ilk sinyallerden. Yapılan araştırmada erkeklerin yüzde 56'sı dolgun dudakları daha seksi buluyor ama biçimli olmak şartıyla!

Küçük burun

Küçük bir burun, çocuksuluğu çağrıştırıyor ve erkekte koruma içgüdüsünü uyandırıyor. Çizgi film yaratıcılarının kız kahramanlarının gözlerini büyük, burunlarını ise küçücük yapması bir tesadüf değil.

Uzun saç

Sarışın kadınların, esmer kadınlara göre östrojen hormonlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Bu, erkek gözünde sarışınların daha verimli olarak kodlanmasına sebep oluyor.

İngiltere'de yapılan bir araştırmada, erkeklerin yüzde 74'ü uzun saçlı kadınları tercih ettiğini söylerken, sadece yüzde 12 si kısa saçlı kadınlar için oy kullanmış.

Atletik vücut

Atletik bir kadın vücudu erkeğe, sağlıklı çocuklar taşıyabilecek ve gerekirse tehlikeden koruyabilecek bir dişi imajı veriyor.

Birçok erkeğin, dolgun vücutlu ya da kilolu bir kadını, zayıf bir kadına tercih etmesinin esas sebebi, vücuttaki daha fazla yağın daha iyi emzirme demek olduğunu içgüdüsel olarak bilmesi.

Dünyanın en seksi kadınlarından biri olan Marilyn Monroe, tam 44 bedendi ve hiç de zarif sayılmazdı!

Büyük gögüsler

Göğüslerin boyutu doğurganlıkla doğrudan bağlantılı olmasa da, büyük göğüsler erkekler tarafından daha çekici bulunuyor.

Araştırma sonuçlarına göre erkelerin yüzde 59'u partnerinin göğüslerinin büyük olmasını tercih ettiğini gösteriyor.

Uzun bacaklar

Hiç düşündünüz mü uzun bacaklar neden daha seksidir? Bunun arkasındaki prensip aslında çok basit. Bir kadının bacakları uzadıkça bu iki bacağın birleştiği kısım göze daha çok görünür olur.

Bilim adamları eğer bir kadının cinsel organı kollarının altında olsaydı, bacaklara ikinci bir bakışın bile atılmayacağını savunuyor.

Periyodumuzun 14 ve 18 inci günleri arasında, yani tam da yumurtlama döneminde, daha yüksek topuklu ayakkabılar ve daha çarpıcı kıyafetler giyeriz.

Ayrıca düz bir karın, yuvarlak kalçalar, düzgün ve kavisli bir sırt, uzun bir boyun yine erkeklerin kadınlarda seksi bulduğu özellikler...

HİV Enfeksiyonu ve AİDS

HİV Enfeksiyonu ve AİDS İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur.

AIDS, insan bağışık yetmezlik virüsünün (HİV) neden olduğu bir hastalıktır. Adı, İngilizce, Human Immunodeficiency Virus (Edinsel Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Adı, 1980’li yıllardan bu yana sık duyulmakta olan bu hastalık, önceleri sadece homoseksüel erkeklerin hastalığı gibi algılanmıştır. Günümüzde ise en sık cinsel yolla, ayrıca kan ürünleri aracılığıyla ve hasta anneden çocuğa bulaştığını bildiğimizden, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

HİV, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan akyuvarları enfekte eder. Bu enfeksiyon sonucunda akyuvarlar önce işlevlerini kaybeder daha sonra da ölürler. Akyuvarların kaybı, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunma sisteminin çökmesi anlamına gelir. Böylece, HİV/AİDS hastalarında, çok basit mikroplar, ciddi ve ölümcül hastalıklara yol açabilirler ya da hızlı ilerleyen kanserler ortaya çıkabilir.

Belirtiler

Gelip geçen hafif grip ve ardından pamukçuk, zona ve herpes gibi hastalıklara karşı dayanıksızlık. İştahta azalma ve kilo kaybı, sık ve kolay hastalanma, uzun süren yüksek ateş, uzun süren öksürük, tekrarlayan yaygın uçuklar, ağır ishal gibi belirtilere rastlanır.

Virüs vücudun savunma sistemini giderek daha fazla çökerttiğinden, ilerleyen evrelerde hastalar enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tüm dirençlerini yitirirler; çeşitli organlarında kanserler ve enfeksiyonlar oluşur ve sonunda ölürler.

 Bulaşma Yolları

•Günümüzde hastalığın en sık bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkinin her şekli (vajinal-kadın cinsel organı yoluyla, anal-makattan, oral-ağız yoluyla) ile virüsün bulaşması söz konusudur. Bunlar içinde en riskli olanı, kanama ve zedelenme olasılığının yüksek olması nedeniyle makattan ilişkidir. Korunmasız bir ilişki sırasında virüsün, hasta bir erkekten kadına bulaşma riski, hasta bir kadından erkeğe bulaşma riskinden 20 kat fazladır. Yani virüsün kadına bulaşması, erkeğe bulaşmasına göre daha kolaydır. Ayrıca, cinsel bölgede yaralar ile seyreden diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar da HİV’in bulaşma riskini artırır.

•Virüs, hasta hamile kadından bebeğine, doğumdan önce, doğum sırasında veya doğum sonrasında emzirme yoluyla da geçebilir.

•Diğer bir bulaşma yolu ise hasta kişilerin kanının ya da organlarının başka bir kişiye naklidir.


•Hasta kanı ile kirlenmiş kesici-delici aletler ile yaralanma da, nadir olmakla birlikte, HİV bulaşmasında önem taşıyan bir yoldur. Bu aletler, enjektör, cerrahi aletler ve diş hekimliğinde kullanılan aletler gibi tıbbi araç-gereç olabileceği gibi, manikür-pedikür aletleri, jilet, ustura, dövme aletleri, akupunktur iğneleri ve kulak delme aletleri gibi günlük kullanımda olan araç-gereçler de olabilir. Damar içi yoldan uyuşturucu madde bağımlılığı olan kişilerin, aynı enjektörü ortak kullanmaları, günümüzde, özellikle de gelişmiş ülkelerde, sıklığı giderek artan bir bulaşma yoludur.

Tanı

Hastalığın teşhisi, hastadan alınan kan örneğinin incelenmesi ile olasıdır. ELİSA yöntemi ile yapılan bu test, ülkemizdeki birçok hastanede mevcuttur. Ancak kan örneğinin ELİSA testinde olumlu bulunması, kişinin hasta olduğu anlamına gelmez; çünkü bu testlerde yalancı olumluluklar olabilir. ELİSA testinde olumlu bulunan kan örneği, başka bir test yapılarak doğrulanmalıdır. Bu doğrulama testleri, üniversite hastanelerinde yapılmaktadır. Doğrulama testinin de olumlu bulunması halinde kişinin HİV ile enfekte olduğu söylenebilir. ELİSA testi, virüs vücuda girdikten hemen sonra pozitifleşmez. Hastalığın saptanabilir hale gelmesi, virüsün vücuda girişinden sonraki 2-12 hafta içinde olmaktadır. Bazı kişilerde bu sürenin 6 aya kadar uzadığı da görülebilir. Bu durumda, kuşkulu bir temastan söz eden kişide, ilk yapılan testin negatif (temiz) bulunması yeterli değildir. Temastan 6 ay sonra test tekrarlanmalıdır. Yakın zamanda, ülkemizde, evde uygulanabilen testler kullanıma sunulmuştur. Ancak bu testlerin yapılmasında bazı sakıncalar bulunmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, testin bir kez negatif bulunması, o kişinin virüs taşımadığı anlamına gelmez; test mutlaka tekrarlanmalıdır. Ayrıca, her pozitif test de kişinin virüs taşıdığını göstermez. Danışmanlık almadan, evde uygulanan testlerde, bu sonuçların yanlış değerlendirilmesi ve yanlış sonuçlara varılması mümkündür. HİV testleri yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra mutlaka bir uzman ile görüşülmeli ve test sonuçları bu kişi tarafından yorumlanmalıdır.

Tedavi ve Korunma

Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Mevcut ilaçlar ile hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak olasıdır. Yaşam süresi, kişinin bağışıklık sisteminin hastalanmadan önceki durumu, hastalık etkenleriyle karşılaşma sıklığı, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, hiç vakit kaybetmeden bir Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Hastalığın hangi aşamasında tedaviye başlanacağı, hangi ilaçların ne süre ile kullanılacağı, hastanın hangi sıklıkta kontrole gelmesi gerektiği gibi konular, hekim tarafından belirlenir. Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye uyumu en önemli unsurdur. Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.

Hastalığı önleyecek bir aşı veya ilaç henüz geliştirilmemiştir. AİDS’ten korunmada, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için uygulanan kurallar geçerlidir.

Hamilelikte Kıyafet Seçimi

hamile Yeni giysiler almak her kadının hayalidir, ancak belinize ve göğsünüze uygun kıyafetler bulmak gerekir.


Karnınız şişmese bile belinizin kalınlaştığını hissedersiniz ve kıyafetlerinizi giymekte zorlanırsınız. Bir süre eski kıyafetlerinizi üst düğmelerinizi açık bırakarak giyebilirsiniz. Günümüzde birçok kıyafet hamilelikten sonrada giyilebilir ve bazı normal kıyafetler de büyüyen karnı saklamaya yardımcı olur.

Ne kadar kilo alacağınızı tahmin etmek çok zor; daha önceki hamilelikleriniz bile kesin bir tahmin veremez. Bu ihtiyaçlarınızı hemen almanızı zorlaştırır.Ama ne kadar genişlerseniz o kadar geniş giysilere ihtiyaç duymaya başlayacaksınız.

Neler Giymelisiniz?

• Bol tunikler, süeter ve erkek T-shirtleri hamilelik boyunca giyilebilir.
• Eşofman
• Rahat taytlar ve şortlar-bunlarda dar gelmeye başladığında daha büyük bedenler alınmalıdır
• Esnek ve rahat iç çamaşırları
• Göğüs altından itibaren bollaşan elbiseler. Boylarının uzun olmasına dikkat edin çünkü arka taraf uzunken ön tarafı karnınız nedeniyle havaya kalkabilir.
• Alçak tabanlı ayakkabılar
• İleriki aylarda pantolonunuz göbeğinizin altında durmalıdır.

Yardım edin! Özel Bir Şeye İhtiyacım Var

Özel bir yer için şık ve çekici bir kıyafete ihtiyacınız varsa hamile giysileri dizayn etmesi için bir tasarımcıdan yardım alabilirisiniz.

İş Kıyafetleri

Hamilelere uygun kıyafet satan mağazalarda işyeri için uygun kıyafetlerde bulabilirsiniz. İşyeri için en uygun tarz uzun jarse tunik, altına uzun bir etektir. Ofislerde hem rahat hem de şık kıyafetler giymeniz çok kolay.

Güneş gözlüğüne dikkat !

üneşgözlüğü Ultraviyole ışınlara karşı yüzde 100 korumalı güneş gözlüğü kullanın !
Göz hastalıkları uzmanı Yrd. Doç. Dr. Muhsin Altunsoy, gözde kalıcı hasarlara neden olabilen ultraviyole ışınlara karşı yüzde 100 korumalı güneş gözlüğü kullanılması uyarısında bulundu.

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesinden Yrd. Doç. Dr. Altunsoy, güneşten dünya yüzeyine yansıyan ultraviyole ışınların yanıklara, değişik deri kanserlerine ve gözle ilgili bazı hastalıklara yol açabildiğini bildirdi.

Ultraviyole ışınların korneada kurumaya bağlı enfeksiyonun yanı sıra batma, kaşıntı, yanma ve kanlanmaya neden olduğunu belirten Altunsoy, açıklamasında şunları kaydetti:

"Bu ışınlar gözde kalıcı hasarlara neden olabilir. Saydam tabakada, uzun süreli ultraviyole ışınlara maruz kalma sonucunda kalınlaşmalar görülür. Bu oluşumlar gözün beyaz zarında sarımsı, kanlanmış nokta veya lekeler olarak izlenir. Birçok klinik gözleme göre, uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın katarakt oluşumuna etkisi olduğu iddia edilir. Yine ultraviyole, gözün retina tabakasında ısı veya ışık etkisiyle hasar yapabilir."

Güneş gözlüğünde ultraviyole koruma faktörünün önemi

Gözde meydana gelebilecek hasarlara karşı ultraviyole ışınlarından nasıl korunulacağının iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Muhsin Altunsoy, "Güneş gözlüğünün yüzde 100 ultraviyole koruma faktörlü olması gereklidir. Özellikle de açık tenli ve açık renk gözlü kişilerle açık ve güneşli ortamlarda çalışanlar daha çok dikkat etmelidir" dedi. 

Saçlarınıza Söz Geçirin

saclar Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz.

  
Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz.

Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz. Saçlarınızın kolay yağlanmasına izin vermeyin. Şampuanlama sırasında eğer saçınzı tarayacaksanız çok sert biçimde taramak yerine hafifçe tarayın. Ayrıca kullandığınız kremi saçınızın ortasından başlayarak uçlarına doğru sürün.

Saçlarınızın daha hacimli olması için pudra kullanın. Eğer cansız saçlarınızı canlandırmayı ve daha hacimli görünmesini istiyorsanız bebek pudrası kullanın. Kullandığınız bu pudra saçınızdaki fazla yağı alacak ve saç tellerinizi daha kalın gösterecektir. Eğer saçınızın grileştiğini görürseniz kullandığınız pudranın birazını yıkayın. Çünkü çok kullandığınızda saçınıza zarar verebilir.

Saçlarınızı kurutmadan önce saçlarınızın dalgalarının kalıcı olmasını istiyorsanız kurutma makinasıyla kurutmadan önce bir müddet kendi kendine kurumasını bekleyin.

saç2 Bebeklik saçlarınıza çözüm bulun! Alnınızın üstünde bulunan tüy gibi ufak bebek saçlarınız için çok kolay bir önerimiz var. Diş fırçanızı ıslatın ve öndeki o ufak saçları arkaya doğru tarayın. Daha sonrada yerinde kalmaları için şekillendirici kullanarak kurutun.

Sabah yaptığınız saç modelinizi korumak artık imkansız değil! Bunun için sabah evden çıkarken yaptığınız saç modelini günün ilerleyen saatlerinde de kullanmak istiyorsanız ufak tokalarla saçınıza destek yapabilirsiniz.

Kepek sorununa son! Şampuanlama sırasında saçınıza masaj yaptıktan sonra nemli bir havlu ile kurulayın ve tarayarak kepekleri atın. Ayrıca banyo sırasında şampuanınıza elma suyu ekleyebilirsiniz. Fakat bu karışımı uyguladıktan sonra saçınızı kurutmayıp kendiliğinden kurumasını bekleyin. Artık sabah kalktığınız zaman saçınıza şekil verebilirsiniz.

Saçlarınızı kolay şekillendirin! Briyantin gibi saç şekillendiricilerini kullanmadan önce saçınızı kurutun. Ama yine de biraz nemli kalabilir. Böylelikle hem kullanılması daha rahat olur hemde saçınız daha kolay şekil alır.

Yüzmeden önce saç bakımı yapmak için! Denize ya da havuza girmeden önce saçlarınızı soğuk su ile ıslatın. Böylece saçlarınız tuzlu ve klorlu suya girmeden önce kendini yeniler ve korur.

Saçlarınızın parlaklığını korumak için! Özellikle açık renkli saçlı kadınların yapması gereken tek şey, saçlarının parlaklığını korumaktır. Işıl ışıl saçlara kavuşmak için banyodan sonra durulama sırasında bir iki damla limonu su ile karıştırarak saçınıza sürmelisiniz

Cilde iyi gelen şifalı bitkiler

şifalıbitkiler Cildiniz için güzelliğinize güzellik katacak şifalı bitkiler...

-Adaçayı: Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.

-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek en etkili dezenfekte ilacıdır.

-Aynısafa çiçeği: Cildi temizler ve kendini yenilemesini destekler. İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.

-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır.Özellikle kuru ve çatlak cildi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.

-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.

-Ebegümeci: Cildi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.

-Gülyağı ve gülsuyu: Cilde canlılık kazandırır ve gerginleştirir.

-Ihlamur: Cilt dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler. Kuru ve duyarlı ciltler için uygundur.

-Isırganotu: Cildin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı da kullanılabilir.

-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın ciltler için önerilir.

-Lavanta: Sivilceli cildi temizler. Duyarlı ciltler için tonik sıvı oluşturur.

-Maydonoz: Kaynatılıp içildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor.

-Oğulotu/Melisa: Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra cildi genel anlamda yatıştırır.

-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi,iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileriyle, özellikle problemli ve duyarlı ciltler için çok önemlidir.

Modern Saç Kesimleri

saçkesimi Yazın trendleri arasında kısa modern kesimlerin yeri ayrı. Başka hiçbir model kısa saç kesimi kadar her tip yüzde modern bir görünüm yaratmıyor.

Yazın trendleri arasında kısa modern kesimlerin yeri ayrı. Başka hiçbir model kısa saç kesimi kadar her tip yüzde modern bir görünüm yaratmıyor.

Çünkü kısa saçı keserken kuaförün, optik olarak öne çı­karmak istediği ya da saklamak istediği yüz bölgeleriyle ra­hatlıkla oynayabilme şansı var. Ayrıca kısa saç kesiminde yer alan model seçeneği inanılmaz derecede fazla. İşte, kısa saçlar hakkında bilmek istediğiniz her şey.

Bugün klasik, yarın dağınık
Saçların şekli ruh halimize göre farklılıklar gösteriyor. Üs­telik kısa saçlarda istediğiniz stilin etkisi diğer saç modellerin­den çok daha fazla ortaya çıkıyor. İster jöleyle sıkıca arkaya tarayın, kremle dağıtın ya da köpükle ve spreyle şekil verin… Yıllarca uzun saç kullanıp daha sonra kestiren kadınların kendilerini kısa kesimli saçlarıyla daha bilinçli ve şık hisset­tikleri bilinen bir gerçek.

Trendlerin takipçisi
Kesimlerde birkaç küçük değişiklik, örneğin kaküllerde, işte yeni saç trendine ayak uydurdunuz bile… Bir sonraki kuaför randevunuzda saçınızın üst kısmında birkaç tutamı U2un bırakın, saçlarınız trendy perçemler olarak yüzünüze düşecektir. Aynca bu yazın saç trendleri arasında uçlarının rengi açılmış dağınık kesimler yer alıyor.
Kesimlerde birkaç küçük değişiklik, örneğin kaküllerde, işte yeni saç trendine ayak uydurdunuz bile… Bir sonraki kuaför randevunuzda saçınızın üst kısmında birkaç tutamı U2un bırakın, saçlarınız trendy perçemler olarak yüzünüze düşecektir. Aynca bu yazın saç trendleri arasında uçlarının rengi açılmış dağınık kesimler yer alıyor.

İnce telli saçlarda dolgun etki

Aşağı yukarı kulak hizasındaki basamaklı kesimler saçla­ra hacim verir. Bol kat verilmiş saçlar ise olduğundan çok daha zayıf görünür. Eğer ince telli ya da seyrek saçlara sa­hipseniz saçınızın aynı uzunlukta olduğu modelleri tercih et­melisiniz. Köpük ya da spreyle güçlendirilmiş saçlar aynı za­manda dolgun bir görünüm de kazandırır.

Hasar görmüş saçlara form kazandırmak

Dağınık kısa kesimli bir saç ya da katlı modern kesimler, uçları incelmiş ve hasar görmüş saçlara yeniden form kazan­dırır. Doğal buklelerde ise proporsiyonların uyumlu olması gerekir. Bu tarz saçlarda en iyisi ense kısmı uzun, uçlara doğru giderek incelen saç modelleridir.

Riske girmeden renk değiştirebilirsiniz

Sikça yapılan denemeler kısa saçlarda uzunlara oranla çok daha kolay gerçekleşir. Üstelik beğenilmediğinde geri dönüşü de zor değildir. Düz formlu kesimlerde de platin sa­rı, mavi-siyah ya da bakır kırmızısı gibi sıradışı renkleri de uygulamak kolay olur.

Yüz şekilleri kesim için çok önemli

Sahip olduğunuz yüz formu aslında uygulamak istediği­niz her saç şekli için önem taşıyor. Saçlarınızı yıkadıktan sonra aynanın karşısında ortadan ayırarak dümdüz bir şekil­de tarayın. Ellerinizle yüzünüzü iki yandan yumuşakça kav­rayarak saç uçlarına kadar inin. Şimdi yüzünüzün yuvarlak mı, köşeli mi, üçgen mi ya da oval mi olduğunu göreceksi­niz.

Dominant bir burun, çift çene ya da ince bir boyun gibi özelliklerden birine sahipseniz, yumuşak geçişli kesimler, hatları sertçe ortaya çıkaran kısa kesimlerden daha uygun olacaktır yüzünüze. Kate Moss’un oval yüzüne her türlü kısa kesim gider. Alın bölgesi, yanaklar, çene ve boyun da her türlü saç boyunu hoş gösterir. Aynı şey oval bir yüze sahip olan Sharon Stone için de geçerli. Bu yüzden alnı açıkta bırakan kesimler tercih ediyor. Üçgen bir yüz formuna sahip olan Rene Zellweger için de daha önce kullandığı bukleli saçlar uygun sayılmazdı. Yüzüne çene hizasını dolduran ve alın bölgesinden dökülen birkaç tutam saçla yuvarlak bir görünüm kazandırabileceğini keşfeden oyuncu, buna yakın bir kesim denedi.

Hangi operasyon, ne kadara yapılıyor

estetik_14 Göz estetiği, boyun germe, saç ekme, çene estetiği ortalama fiyatları
 

HANGİ OPERASYON KAÇA YAPILIYOR

Alın germe: 3000-5000 YTL
Burun estetiği: 2500-8500 YTL
Endoskopik yüz germe: 3500-15000 YTL
Dudak büyütme: 500-1500 YTL
Çene estetiği: 1500-3500 YTL
Saç ekme: 1500-3500 YTL
Göz estetiği: 1500-5500 YTL
Kepçekulak düzeltme: 1500-3500 YTL
Yağ enjeksiyonuyla yüz dolgunlaştırma: 1800-5500 YTL
Boyun germe: 3500-8000 YTL
Lazerle leke silme: 1000-3000 YTL
Popo kaldırma: 3000-7000 YTL
Liposuction: 2000-10000 YTL
Meme büyütme, dikleştirme: 3500-8000 YTL
Karın germe: 3000-10000 YTL
Minimum toplam: 33.300 YTL (Yaklaşık 22 bin dolar)

Cilt Yaşlanması

ciltyaşlılık Cildinizin yaşlanmasını engelleyin, daha genç görününi ipuçları yazımızda


Cildinizin Yaşlanmasına Sebep Olan 3 şey
 
Zaman; 20 ve 30’lu yaşlardan sonra cildimizin kendini sürekli yenilemesini sağlayan maddelerin üretiminde azalma olur ve daha ilerleyen yaşlarda bu yenileme süreci daha fazla yavaşlar. Cilt elastikiyetini kaybeder ve yerçekimine yenik düşer,Sigara ve kirli hava ise bu durumu tümüyle artırır.

Güneş; Kahve renkli lekelerden sorumlu olan güneş ayni zamanda kırışıklıkların artmasında %90 sorumludur. Yazın güneşin altında bronzlaşmak için geçirilen süreler ilerleyen yaşlarda cildimize olumsuz olarak geri dönüş yapar. Bu yüzden güneşin hiç eksik olmadığı ülkemizde zararlı ışınlardan koruyucu kremler sürmek gereklidir.

Menopoz; Menopoz kuşkusuz tüm kadınlar için önemli bir evredir ve kadın vücudunda önemli değişikliklere neden olur. Menapoz sonrasında cildimizin nemliliği azalır, kollojenlerdeki hızlı azalma ise de cildimizi inceltir. İncelen ciltte ise kırışıklıklar artarak daha belirgin hale gelir.

Cildiniz Kaç Yaşında?

Yaş hanımlar arasında oldukça tartışılan bir durumdur. Gerçek yaşınız nedir? Doğum tarihiniz mi? Hissettiğiniz yaş mı? Cilt yaşınız mı? Gelin bunu ufak bir testle deneyelim;

Yüzünüzde hiç makyaj olmadan aynanın karşısına geçin, yüzünüzü yumuşak bir ışıkla aydınlatın. Daha sonra aşağıda yazılı olan ve sizde mevcut olan her şıkkın karşısında rakamı toplayın;

Kaşlar arasında kırışıklık (3 puan)

Gözler altında kırışıklık (4 puan)

Üst göz kapağının düşüklüğü (4 puan)

Gözaltı torbaları (4 puan)

Göz dış kenarında kırışıklıklar (4 puan)

Burun köşe çizgilerinin (gülmeksizin) belirgin hale gelmesi (5 puan)

Kahve renkli lekeler (5 puan)

Dudak çevresinde kırışıklıklar (5 puan)

Dudak üstünde kırışıklar (5 puan)

Gıdığın belirgin hale gelmesi  (4 puan )

Boyun kırışıklıkları (5 puan)

Yüz ovalliğinin kaybı (5 puan)


Sonuçlar elinizde, çıkan rakama 20 eklemeyi unutmayın işte gerçek cilt yaşınız.


Cildimizin Yaşlanmasını Azaltan 3 Yöntem
 
Peeling ( AHA’ lı, C vitaminli); Cildin yüzeysel soyulması (peeling) hem cildin en üst tabakasında biriken ölü hücrelerden kurtulmanıza, hem de güneş lekelerinden arınmanıza ve ince kırışıkların yok olmasını sağlar. Son yıllarda ülkemizde oldukça sık olarak kullanılan peeling yöntemi cilt yaşlanmasını azaltan en iyi ve başarılı yöntemlerden biridir.

Mikrodermabrazyon; Bu yöntem cildin sadece en üst tabakasını soyan ve cildi yeniden canlandıran bir yöntem. Ölü derinin ciltten atılması ve yeni hücre oluşumunun hızlandırılması ile cilt yüzeyinde oluşan kırışıklık, leke, sivilce izi, yara izi, yanık izi ve (ameliyat izi) çatlakların bakımıdır.( bu yöntemin bir doktor tarafından uygulanması şart)

Lazer; Cildi soymak için kullanılan lazer daha derin bir soyma işlemi yapar ve cildin yeniden canlanmasını sağlar. Lazer tedavisi uygulandıktan hemen 1 hafta içinde cilt kendini toplar. Yalnız lazer yöteminin mutlaka bir uzman doktor tarafından yapılması gerekir

Cildinizi Gençleştiren Beslenme Önerileri

Cildinizi yeniden canlandırmak için bol taze sebze ve meyve tüketiniz. Meyve sebze tüketimi ciltteki atık maddelerin arıtımını sağlar ve aynı zamanda yenileyici bir işleve sahiptir.

Bunların yanısıra  çeşitli besin gruplarından temin edeceğimiz vitaminler de cildimiz üstünde olumlu etkiler yapar.

A vitamini (Havuç, kavun, kayısı): Hücresel yenilenme ve cildi toksinlerden temizlemeye yardımcı olur.

C vitamini (turunçgiller): Cildin yaşlandırmasını geciktirir.

E vitamini (koyu yeşil yapraklı sebzeler): En güçlü antioksidan olduğu söylenir.

Yağ asitleri (fındık yağı, balık): Cildi besler ve şişkinliğini alır.

Selenyum (süt, balık, peynir): Cildin yaşlanmasını geciktirir.

Demir (koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et): Cildinizin oksijen kaynağı

Çinko (kırmızı et): Elastin ve kollogen yapımını uyarır.

Vaginismus nedir?

vajinismus Cinsel birleşme sırasında kadının kaslarının kasılarak cinsel birleşme olanağına kendini kapatması durumudur.


Kadın doğum uzmanları ve psikatristlerce oldukça sık karşılaşılan bir sorudur. Vaginismusun nedenleri arasında çocukluktan kalma korkular, suçluluk, ayıp ve günah kavramları sayılabilir.

Bu kasılmalar kadının tamamen kontrolü dışında oluşur. Vajinanın girişindeki kasların kasılmasının yanında tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur ve kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır.

Vaginismuslu kadınların çoğu hiçbir zaman ilişkiye girememiştir. Bununla birlikte bazı kadınlarda da daha önce cinsel ilişki başarılmışken sonradan olan bir ilişkiye girememe durumu söz konusu olabilir.

Ülkemizde oldukça sık rastlanan bu hastalığın genellikle psikolojik olduğu ifade edilmektedir. Vaginismuslu hastaların bilinçaltında cinsellikle ilgili bir korku olduğu bilinmektedir. Bu korkunun nedenleri:

Yetişme çağındaki kızların cinsellik konusunda yanlış bilgilendirilmesi,
• Cinsel taciz veya tecavüz,
• Hamile kalma korkusu,
• İlk ilişkiye girme korkusu ve ilk ilişkinin ağrılı olması,
• Cinselliğin kadınlar için zarar verici olduğu düşüncesi,
• Kızlık zarının yırtılması sırasında korkunç bir ağrı duyulacağının sanılması,
• Vajinal enfeksiyonlar olabilir.

vajinismus2 Vaginismusta önemli olan kadının cinsellikle ilgili yargı ve tutumları ile eşine olan duygusal yakınlığıdır. Cinselliği acı verecek bir şey olarak algılayan veya eşine yeterince ilgi duymayan bir kadın ilişki sırasında kendini kasacaktır. Bu nedenle ilişkide bulunan taraflar cinsellikle ilgili yargı ve korkularında birbirlerine çekinmeden açıklamalı cinsellikle ilgili konulabilmelidirler. Her ne kadar eşlerin kendi geçmişlerinden getirdikleri bir takım kalıp yargıları olsa da bunlar beraberce konuşularak değiştirilmesi gereken şeylerdir. İlişkiler yaşayan süreçlerdir. Cinsellikte yaşandıkça zenginleşir, duygular paylaşıldıkça haz alma yoğunlaşır. Sorunu eşinizle beraber çözemiyorsanız bir uzmana beraberce başvurmaktan çekinmeyiniz. Unutmayın ki bu alanda yaşanan sorunlar evliliğin diğer alanlarına yansıyacaktır.

Vaginismus vakalarıyla sık karşılaşmamak için cinsel eğitim gerekmektedir. Anne ve babalar çocuklarını cinsellik konusunda doğru bir şekilde bilgilendirmeli, okullarda da çocuklara cinsellikle ilgili eğitimler verilmelidir. Bu yaklaşımlar, Vaginismusun da içinde bulunduğu cinsellik ile ilgili sağlık sorunlarının gerilemesine katkıda bulunabilir.