| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )






ღ Her Kadın Güzeldir ღ
Google

Her Kadın Güzeldir

10 "evlilik" etiketi kullanan gönderi "evlilik" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

MÜKEMMEL İLİŞKİNİN BİLİMSEL SIRLARI

MUTLU BİRLİKTELİK Pek çok insanin öncelikli hayalleri arasında mutlu ve sağlıklı bir birlikteliğe sahip olmak var. Ünlü psikolog, yazar ve sosyal bilimci Dav id Nicen, son kitabi 'The 100 Simle Secrets of Great Relationships'te (İnsan İlişkilerinin 100 Sırrı) mükemmel bir ilişkiye ulaşmanın sırlarını açıkladı.

Yaptığı araştırmalar nedeniyle Ohio Devlet Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi tarafından birçok kez ödüle layık görülen ünlü yazar Dav id Nicen mutlu ailelerin, sağlıklı ve basarîli insanların 100 sırrından sonra 'İnsan İlişkilerinin 100 Sırrı' adli kitabıyla mutlu ve sağlıklı bir beraberliğe giden yolda, atılması gereken adımları okuyucularıyla paylaşıyor.

KIYASLAMA YAPMAYIN

Niven'in mutluluğa ulaşmak isteyenlere kıyaslama yapmaktan kaçınmalarını öneriyor. Hayatimizi başkalarınınkiyle kıyaslamak onu değiştirmez. Ancak yazara göre kendi hayatimiz ile ilgili nasıl düşündüğümüzü değiştirir! Nitekim bir arkadaşımızı mükemmel bir ilişkinin keyfini sürerken gördüğümüzde kendi ilişkimizi sorgulamaya başlıyoruz. Sorunlar yasarken gördüğümüzde da kendi ilişkimizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz.

PERİ MASALLARINA ALDANMAYIN

Yazara göre her ne kadar hikâyelerde yaşanan büyük aşkları yaşamayı beklemesek de içten içe bunun hayalini kuruyoruz. Niven'a göre yapmamız gereken hayalini kurduğumuz büyüyü partnerimize karşı duyduğunuz sevgide görmek ve masallarda yaşanan şeylerin beklentisi içine girmemek.

ORTAK İLGİ ALANI OLUŞTURUN

Günümüzün çoğunu kariyer peşinde koşmak ve gündelik görevlerimizi yerine getirmekle geçiriyoruz. Bu da kişilerin ilişkilerinde ortak ilgi alanları bulmaya çalışmalarını son derece önemli kılıyor. Çünkü ortak ilgi alanları partnerler arasında pozitif bir iletişim ve eğlencenin oluşmasını destekler.

ZİHNİNİZİ OKUMASINI BEKLEMEYİN

Üzücü bir durumda olduğunuzda partnerinizin sıkıntınızı kendiliğinden anlamasını beklemeyin. Karsı taraf zihninizi okuyamaz. Çoğunlukla partnerimize duygularımızı anlatmadan, bizi yalnız bırakmakla itham ediyoruz. Yapmanız gereken, partnerinize hissettiklerinizi anlatmak.

ACELEYE GEREK YOK

Kişilerin evlenmeye ve çocuk doğurmaya karar verdiği yas dilimi son yüzyılda, her on yılda bir artıyor. Yazara göre bu durumun maddi baskılar ve bağımsızlığını ilan etmek gibi pek çok nedeni var. Acele etmenize gerek yok. Çünkü ilişkiler birinci gelenin ödüllendirildiği birer yarış değil. Kitapta yer alan araştırma, geç yasta evlenmenin ne hayat, ne de yaşanan ilişki üzerinde negatif etkisi olmadığı kanıtlanıyor.

MİZAH DUYGUNUZU GELİŞTİRİN

Yazara göre bir ilişkide iyi bir mizah anlayışına sahip olmanın ortalama bir günü daha eğlenceli kılmaya ve kötü bir günün yükünü azaltmaya faydası olur. Yazar; bu mizah anlayışının pozitif bir yönü olması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü negatif espriler sadece tansiyonu artırır.

KALİTELİ ZAMAN

Eğer birlikte en çok zaman geçirmek istediğimiz insani bulmuşsak neden onunla mümkün olan en kaliteli zamanı birlikte geçirmeyelim ki! Çünkü ilişkiler birlikte geçirilen zamanın miktarı ile değil kalitesi ile gelişir!

GELECEK ÖNEMLİ

Yazara göre bazı insanlar ilişkilerinin basarîli bir geçmişi varsa o zaman yapılması gereken her şeyin başarılmış olduğunu düşünme yanılgısı içine giriyor. Oysa ilişki geçmişe değil, geleceğe doğru inşa edilir.

AÇIK OLMAK ŞART

Bir ilişkinin mutlu ya da mutsuz olduğunu düşünün. Partnerlerin birbirleri ile nasıl iletişim sağladıkları çok önemli. Yazara göre sağlıklı bir ilişki içerisindeki çiftler, iyi ya da kötü her ne yasıyorlarsa bunu partnerleri ile paylaşıyor: "Hiçbir şeyi içinizde tutmayın! Çünkü kendi gerçekliğinizi paylaştığınız zaman hayatinizi da paylaşmış olacaksınız ve bu süreçte partneriniz ile aranızda oluşacak olan bağ her şeyin üstesinden gelmenizde size yardımcı olacaktır!"

ONUNLA ARKADAŞ OLUN

Biriyle yıllar boyu süren bir araba yolculuğuna çıkacağınızı farz edin! Bu sürede bu kişiye son derece yakin olacaksınız. Dolayısıyla söz konusu kişinin ayni zamanda arkadasınız olmasını da istersiniz. İlişkiyi sürdüren geçici heyecan ya da zevklerden çok arkadaşlık, karşılıklı saygı, hayranlık ve ilgi olacaktır. Uzun vadeli ilişkiler gelişimlerini ve hayatta kalmalarını sağlam bir arkadaşlık temeline borçludur!

AŞK MUTLULUĞU ÖNCE KENDİNİZDE ARAYIN

İnsanlar, sevgi dolu ilişkilere ihtiyaç duyar. Hepimiz yakin sosyal ilişkilerden fayda görürüz. Ancak çoğumuz bir ilişkinin bizi tamamlayacağına, hayatımızdaki boşlukları dolduracağına inanırız! Hâlbuki gerçekte kim olduğunuzla ilgili olarak mutlu değilseniz, bir ilişki bu durumu değiştirmeyecektir! Bu, sağlıklı bir ilişki sürdürmenizi de zorlaştıracaktır!

PARANIN ÖNEMİ AZALIR

Hayalimizdeki ortak varlıklı biri olabilir. Ancak varlıklı kişi ile bir ilişki yasamaya başladıktan sonra paranın önemi ilişkinizi değerlendirirken etkisiz bir hale gelecektir! Kitapta yer alan araştırma sonucuna göre, sadece gelirin veri olarak alındığı bir ilişkinin basarîsi ile ilgili bir tahmin yapmak imkânsız! Çünkü servet bir ilişkinin uzunluğu ve tatminlik derecesi üzerinde bağlantısız!

ONU ÖNEMSEYİN

Fikir, zevk ve tercihlerinizin mükemmel bir uyumla buluştuğu bir ilişkiyi ne yazık ki yasayamayacaksınız! Nicen; bu bos fanteziyi tercih etmemenizde de ısrarcı... Zıtlıkların daima ilişkiyi canlı tuttuğunu, rehavet hissinden uzaklaştırdığını ve birey olarak gelişimi artırdığını savunuyor. İlişkinizdeki zor zamanlarda sizin için en önemli olanın ne olduğunu karsı tarafa göstermelisiniz! Farklılıklara rağmen ona değer verdiğinizi göstermeniz; sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur.

SORGULAMAYI BIRAKIN

Çoğumuz birlikte olduğumuz kişinin geçmişini merak ederiz. Özellikle ciddi ilişkilerini. Uzun vadede endişe, kıyaslama ve eninde sonunda kavga ortamı yaratacaktır. Siz; birlikte olduğunuz kişinin geçmişteki partnerleri ile bir yarışma içerisinde değilsiniz.

KENDİNİZE İNANIN

İlişki bir ihtiyaç değildir. Özde; sağlığınız ve mutluluğunuz için bir ilişkiye ihtiyacınız yok. Yasadığınız ilişki belki de hayatinizin önemli bir kısmini teşkil edebilir, ama siz hayatta kalmak ve gelişmek için gerekli olanlara zaten sahipsiniz! İçinde bulunduğunuz durum her ne olursa olsun; kendinize inanın ve önce tek basınıza ayakta durabildiğiniz gerçeğini kabul edin.

ÇEVRENİZDEKİLERİN FİKİRLERİNİ DİNLEMEYİN

Önemli bir karar vermemiz gerektiğinde genellikle ikinci bir görüş alırız! Nicen; bu eğilimi kesinlikle desteklemiyor. İki kişinin oluşturduğu dünyayı, aradaki iletişim ya da elektriğin seyrini üçüncü kişilerin asla çözümleyemeyeceğini vurguluyor ve ilginç saptamalarda bulunuyor: "Birincisi; hiç kimse sizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neye değer verdiğinizi sizden iyi değerlendiremez. İkincisi insanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha olumsuzdur. Kısacası akil danıştığınız kişiler; ilişkinizdeki negatif yönleri görmeye pozitif yönleri görmekten daha meyillidir!"

KORKUYA YENİK DÜŞMEYİN

Kendi ayakları üzerinde duran, ne istediğini bilen bir kadın olmanıza rağmen; benliğinizi doğru şekilde yansıtmanız kimi zaman mümkün olmayabilir. Fobiler ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilen nedenler arasında. O gerçekte nasıl biri, geçmişte yasadıklarımızın yine yasayacak mısınız, sizden nasıl bir birliktelik bekliyor, bencil mi, sorumsuz mu? Bu gibi sorular; her kadının hayatinin bir döneminde zihnine üşüşebilir. Oysa olumsuz bir durum ile karsılaşacağınızda ilişkinizi sorgulamaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

İŞLERİNİZİ EVE GETİRMEYİN

İş gününüz sona erdiğinde isiniz tamamıyla ofiste kalmalı. Zihninizden de silinmeli! Kitapta yer alan bir araştırma sonucuna göre; çalışmaya ya da is düşünmeye neredeyse hiç ara vermeyen iskoliklerin diğer kişilere oranla özel yaşamlarından memnun olduklarını söylememelerinin üç kat daha olası bir durum olduğu belirtiliyor.

ACILARINIZI UNUTMALISINIZ!

Kirildiniz ve sonra sizden özür dilendi. Çok acı çektiniz ama karsı tarafı affetmeye karar verdiniz! Ancak içinizdeki acı hemen ortadan kaybolmuyor ve hissettiğiniz bu acının travmasını içinizde taşıyorsunuz. Ama bu acıyı geride bırakabilmeyi öğrenmelisiniz! Çünkü acıyı içinizde tutmanız, yaranın taze kalmasına neden olur.

MÜKEMMELİ ARAMAYI BIRAKIN

20 Günümüzde mutsuz birlikteliklerin belki de en büyük nedeni; 'Daha mükemmelini yasayabilirim' düşüncesinden kaynaklanıyor. Sağlıklı ve tatmin edici ilişki daima mevcuttur ya da yaratılabilir! 'Mükemmel ilişki' diye bir kavram asla var olmamıştır. Bu nedenle; Her konuda sizinle hemfikir olan ya da her an sizi mutlu edebilecek biri ile karsılaşmayı ısrarla beklemek yerine; sizi en fazla tatmin eden ilişkiyi yeşertmeyi denemelisiniz.

AŞKIN 9 BELİRTİSİ

ilkbuluşma Karşınızdaki insan size gerçekten aşık mı? Bunu anlamanız hiçde zor değil. İşte önemli ipuçları!

Antropolog Dr. David Givens'in yazdığı ''Aşk Sinyalleri (Love Signals)'' adlı kitap, Prestij Yayınları tarafından Türkiye'de yayımlandı. Şule Gülmen'in Türkçe'ye çevirdiği kitapta ilişkiyi 5 evreye ayıran David Givens, bunları "Dikkat çekmek", "Gözdeki pırıltı nasıl okunur?", "Kelime alışverişi", "Dokunmanın dili" ve "Sevişmek" olarak sıralıyor.

"Aşkın sözsüz dili" alt başlığıyla yayımlanan kitapta, tanışan iki insanın birbiriyle ilgilenmelerinin göstergeleri şöyle sıralanıyor:

Göz kırpma hızının artması: Göz kırpışının hızlanması, uyarıcı nöro-kimyasal dopaminin beyin tarafından salınmasıyla ortaya çıkan duygusal coşkunun yansımasıdır.

Bukalemun etkisi: Vücut hareketlerinin taklit edilmesi partnerinizin gerçekten de sizin dalga boyunuzda olduğunu gösterir.

Yüz kızarması: Kulakların üstlerinden, yüzün tamamına dek yüzdeki kızıl renk tonu, partnerinizin sempatik sinir sisteminin işe karıştığının göstergesidir.

Saçları düzeltmek: Kendine çeki düzen verme ile ilgili jestler, 'İlgileniyorum' manasına gelir.

Niyet işareti: Tesadüf eseri masanın üstünde size doğru uzatılan bir kol, dokunma isteğinin işaretidir.

Öne eğilme: İnsanlar her zaman en önemli buldukları şeye ya da kişiye doğru eğilirler; buna yönelme refleksi diyoruz.

Kocaman gözler: Partnerinizin merkezi sinir sistemi uyarıldığında göz kapaklarının istemsiz visseral kasları gözlerini normalden daha yuvarlak bir hale getirir.

Sarkmış çene: Bütün ilgiyi ele geçirdiğinizde, partnerinizin dudakları görünür bir şekilde aralanır. Sarkmış bir çene biraz daha yaklaşmanız için bir işarettir.

Bakışların kesişmesi: Partnerinizin sizin görüş alanınız içerisinde sürekli aşağı yukarı göz gezdirmesi göz teması kurmayı arzuladığını gösterir."

"Aşk Sinyalleri"nde tanınma devresindeki olumsuz ipuçları da şöyle anlatılıyor:

Tepki yok: Dikkat çekme davetleriniz tamamen görmezden gelinirse kur yapmanın en cesaret kırıcı işaretini almış olursunuz.

Donma: Durgun bir vücut tepkisiz gibi görünse de umursamazlık yerine utangaçlık sinyali veriyordur. Tüm yetişkin nüfusunun yüzde ellisini oluşturan utangaç kişilerin nazik vücut dili, kendilerini olduğundan daha az yaklaşılabilir gibi gösterir.

Soğuk muamele: Başka bir yöne doğru umursamazca dönmek, 'beni rahatsız etme' manasına gelir. Dudakların sıkıştırılması: Sıkıştırılmış dudaklar partnerinizin size kur yapacak bir ruh durumunda olmadığı izlenimi uyandırır."

Uyumlu bir cinsellik için...

uyumlucinselik Birbirini seven çiftlerde de cinsel sorunlar yaşanabilir.
Toplumda bazı yanlış inanışlar var. "Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir" diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. "Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider" demek de yanlıştır.

Uyumlu cinsellik için ne gerekir?

Kişinin cinsel yaşamı biyolojik yapısından, yaşam koşullarından, içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel çevreden etkilenir. Bu nedenle de sorunsuz, uyumlu bir cinsel yaşam için neyin gerekli olduğunu, cinsellikte neyin normal neyin ise anormal olduğunu söylemek oldukça zordur. Eşlerin cinsel yaşamında olması veya olmaması gerekenler iki kişinin beklentisine bağlıdır diyebiliriz. Bu beklentilerin anlaşılması için eşler arasında açık bir iletişim olması gerekir. Beklentilerin anlaşılması ve ortak bir noktada buluşulması hemen olmaz, evlilikte cinsel uyum zaman alır ve çaba gerektirir.

Evlilikte cinsel işlev bozuklukları

Evliliğin bütününün sağlıklı olması için hem eşler arasındaki iletişimin hem de cinselliğin sorunsuz gitmesi gerekir ve her iki alandaki sorunlar da birbirini etkiler. Araştırmalar cinsel işlev bozuklukları ve evlilik sorunlarının çoğunlukla bir arada görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak öncelik sırası farklı olabiliyor, yani bazen evliliğin başka alanlarındaki sorunlar cinsel uyumu etkiliyor, örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya iletişimsel çatışmalar cinsel ilgi ve isteğin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de cinsellikteki sorunlar evlilik uyumunu bozuyor.

Evlilikte cinsel yaşam

Toplumda bazı yanlış inanışlar var. "Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir" diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. Yine aynı şekilde "Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider" demek de yanlıştır. Cinselliğin iyi olması evliliğin bütününün de mutlaka iyi gideceğini göstermez.

Ancak eşler arasındaki ilişki uyumluysa cinsel sorunlar çözülebilir ve uyum sağlanabilir. Çünkü sorun çözme önemli bir ilişki kurma becerisidir, dolayısıyla evlilikte ve cinsellikte mutluluk çiftlerin iletişim becerileri ile ilişkilidir. Evliliğin diğer alanlarında sorun devam ediyor olsa bile terapide çiftlerin cinsel yaşamdaki sorunlarını çözmelerini sağladığımızda evliliğin diğer alanlarındaki sorunların çözümünün de kolaylaştığını, bazen kendiliğinden çözüldüğünü görüyoruz. Cinsellik yakın bir ilişki biçimidir vedoyum duygusu sağlar. Bu alanda yakınlığın ve olumlu duyguların yaşanması kişilerin birbirlerine, yaşamlarına bakışına pozitif etki eder.

Prof. Dr. Nevzat TARHAN - Uzm. Psk. Çiğdem DEMİRSOY

Erkeklerin Aşka Dair Sorduğu Sorular

aşk Ciddileşen bir ilişkiden her zaman korkmuştur erkekler ve ilişkiyi devam ettirmek konusunda tereddütler yaşamaları çok doğaldır...

Erkekler, yeni bir ilişkiye başladıklarından itibaren, işler ciddileşinceye kadar sürekli akılllarında "Acaba o doğru kadın mı?" diye geçirirler. Sevgili seçimlerinde ince eleyip sık dokuyan sadece kadınlar değil elbette, erkekler de en az bizim kadar dikkatli davranıyor ve bir ilişkinin yolunda gidip gitmeyeceğini ilişkinin her aşamasında sorguluyorlar; hatta buluşmaya gittiğiniz ilk dakikalarda bile...

Onların akıllarında olan bu soruları bilmemiz, bize de ipuçları vererek neye önem verdiklerini gösterecektir ve belki de yolunda gitmeyen ilişkinizi kurtarmaya yardım edecektir.


İlk buluşmadan önce

- Yatakta nasıldır?
- Eğer bu gece benimle birlikte olmayacaksa, acaba erkenden kaçıp, arkadaşlarımla buluşabilir miyim?
- Ama... Acaba bu gece benimle birlikte olacak mı?
- Bu süper destekli bir sütyen mi yoksa göğüsleri gerçekten bu kadar harika mı?
- Beni komik buluyor mu?
- Dişinde salata olduğunu söylesem mi, yoksa aynada kendini görüp çığlık atmadan önce durumu fark etmesini umut ederek beklemeli miyim?
- Her zaman bu kadar çok makyaj yapıyor mudur?
- İlk buluşmamızda, sohbetteki boşluklar olağan mı, yoksa gerçekten söyleyecek bir şeyi yok mu?
- Tekrar buluşmak için harcayacağım zamana ve paraya değer mi?

Ciddileşmeden önce

- Onun için diğer fırsatlardan vazgeçmeyi gerçekten istiyor muyum?
- Aileme tanıştırmaktan gurur duyar mıyım?
- Sporda gördüğüm kız benimle ilgileniyor gibi, gerçekten karşıma çıkabilecek başka kadınlardan vazgeçmeyi istiyor muyum?
- Acaba arkadaşlanm da onu sevecekler mi?
- Yalnız bir şeyler yapmama ve arkadaşlarımı istediğim zaman görmeme izin verecek mi?
- Birlikte uzun bir seyahate gitsek bundan keyif alır mıyım?
- Şimdi bana şirin gelen tuhaf davranışları, altı ay sonra patolojik bozukluklar olarak görünür mü acaba?
- İlişki ilerledikçe, onunla evlilik fikrine kendimi daha yakınlaşmış bulur muyum?


evlilik Evlenmeden önce

- İlişkimiz şimdiki haliyle çok iyi, acaba evlilik aramızdaki bazı şeyleri değiştirir mi?
- Düğün planlaması yaparken ardı arkası gelmeyen isteklerle kendini kaybeder mi?
- Acaba yıllar geçtikçe annesi gibi şişmanlar mı?
- Çılgın ailesi ile bir ömür basa çıkabilir miyim, ya da o benimkilerle başa çıkabilir mi?
- Doğacak çocuklarımıza iyi bir anne olur mu?
- Şu anda çalışıyor olabilir ama gerekirse ona ve bir aileye bakacak kadar gelirim var mı?
- Hiç kendi başıma zaman geçirme fırsatım olacak mı?
- Karşılaşabileceğimiz bir kriz anında ona güvenebilir miyim?
- Hayatım boyunca bir daha başka bir kadınla beraber olmadan mutlu olabilir miyim?

İlişkide ilk sınav

iliski İşini kaybetti, bütün gece eve gelmedi, ailesiyle aranız nane molla… Bazen, birbirinize duyduğunuz aşk önemini yitiriverir.

Özellikle ilişkinizin ilk dönemlerinde karşınıza çıkacak olan bazı engelleri aşmanız şart. Bunları birer sınav olarak düşünün. Başarıyla geçerseniz ödülünüz sevgiliniz olacak.

Ailesiyle tanışmak için evlerine akşam yemeğine gittiniz. Size olan tavırları oldukça soğuk. Ya da sabahın beşine kadar onun evini aradınız ama kimse telefona cevap vermedi. Onun için endişeleniyorsunuz. Bu durumda ne yaparsınız? Belki telefonu bozuktur deyip içinizi rahatlatmaya mı çalışırsınız, acaba kaza mı yaptı diyerek iyice mi telaşlanırsınız, yoksa kimbilir kiminle beraber diye düşünüp canına okuma planlarını mı yaparsınız? Vereceğiniz tepki, ilişkinizin gidişatını tamamen etkileyecektir. Evet uzun süreli bir ilişki istiyorsanız, yazımıza göz atmalısınız… 

1. İlk büyük kavganız:

O tam bir sinir küpü, sizse inanılmaz kızgınsınız.

Ne yapmalı?

Sakin olun: Ne kadar zor olsa da bazen biraz susmak ve konuşmak için daha uygun bir zamanı beklemek ikiniz için de iyi olur. Sinirle söyleyeceğiniz bir çift söz hem ilişkinizde kapanmayacak yaralar açabilir, hem de yine siz üzülebilirsiniz. En iyisi siz içinizden ona kadar saymayı deneyin. 

Ona zaman ayırın: Eğer sorunları görmezden gelirseniz, dönüp dolaşıp yine başınıza iş açabilirler. Bir süre sonra birbirinizi düşman gibi görmeye başlarsınız.

çift

Her zaman kazanan olamazsınız: Kavgada en çok sesi duyulan değil, sorunu çözen kişi kazanmış sayılır. Önce onu anladığınızı belli edin. Böylece onu dinlediğinizi ve sorundan haberdar olduğunuzu anlayacaktır. Bu tavır karşısında, o da suçlayıcı yaklaşımından vazgeçecek ve suçun kendine ait olan kısmını kabul edecektir. 

Problem üzerinde yoğunlaşın, onun karakteri üzerine değil: Eğer ev işlerinde size yardımcı olmamasından şikayetçiyseniz, bunu belli etmenin değişik yolları var. “İşten geldikten sonra temizlik yapmak beni gerçekten yoruyor. Sen de biraz yardımcı olsan işim kolaylaşırdı, ne dersin?” diyerek açın konuyu. Asla “Sen zaten benim hayatımı kolaylaştıracak hiçbir şey yapmazsın” derseniz, sorunu asla çözemezsiniz.

Fazla uzatmayın: Eğer özür dilediyse ya da o gün konuşma modunda değilse, üzerine gitmeyin. Fazla uzatmak başınıza başka sorunlar çıkarabilir, dikkatli olun. 

2. Birlikte Yaşama Kararı:

Birlikte yaşama ya da evlenme kararını verme aşamasında, birçok çiftin ilişkisi sona ermiştir. Bu göründüğü kadar kolay bir iş değildir. 

Ne Yapmalı? 

Eğer stresliyse: Ona bu kararı vermek için aceleniz olmadığını hatırlatın. Eğer istemeye istemeye aynı çatı altında yaşamaya başlarsanız bu sizin için de zor olur. Çünkü o yaşadığı hayattan zevk alamazsa sizi de mutlu etmesi imkansızlaşır. 

Eğer isteksiz taraf sizseniz: Eğer niyetiniz varsa ama kararsızsanız, kendi evinizi kapatmadan, bir iki aylığına anlaşmalı olarak aynı eve taşınabilirsiniz. Asla onun size taşınmasına izin vermeyin. Çünkü mutsuz olursanız onu evden göndermeniz zor olur ama siz evden rahatlıkla gidebilirsiniz. 

Endişelerinizi belli edin: Bütün endişe ve korkularınızı anlatın ve onun da kendini rahat hissetmesini sağlayın. İkiniz de kendinizi hazır hissettiğinizde tekrar geri dönmek üzere konuyu kapatın.

3. Ailesi sizden nefret ediyor:

Onunla çok mutlusunuz ama ailesi sizden hiç hoşlanmıyor ve yaptığınız her şey onlara batıyor. İlişkiniz ciddileşiyor ve bu konu artık sizi çok üzmeye başladı… 

Ne Yapmalı? 

Onu elçi tayin edin: Erkek arkadaşınıza, ailesiyle konuşmasını söyleyin. Onlara gittiğiniz zaman kendinizi rahatsız hissettiğinizi, bu nedenle onlardan gittikçe soğuduğunuzu anlatın.

Hemen savunmaya geçmeyin: Asla savunmaya geçmeyin. Sık sık onların haklı olduğunu ima edin. 

Topu onlara atın: Oğlunuzla çok iyi anlaşıyoruz ve aynı şekilde sizinle de aramın iyi olmasını isterim. Bu benim için önemli. Umarım sizin için de önemlidir. Sizi üzecek bir şey yapıyorsam, düzeltmek için elimden geleni yaparım şeklindeki bir yaklaşım onların size karşı tavırlarının değişmesini sağlayacaktır, göreceksiniz. 

4. Uzak düştünüz:

Gözden ırak olunca gönülden de ırak olunur, derler. Unutmayın, hasretin bağlılığı güçlendirdiği de bir gerçektir.

Ne yapmalı? 

Karşılıklı özlem çektiğinizi unutmayın: Suçu ona yükleyip sinirinizi ondan çıkarmakla hiçbir yere varamazsınız. İkiniz de aynı durumdasınız.

aşk3 Fedakarlık zamanı: Birbirinizi daha sık görmek için yollar arayın. Mesela evinizi satıp daha ucuz bir ev alabilir, fazla mesai yapıp para biriktirebilirsiniz. Böylece hafta sonu için bile olsa birbirinizi görmek için uçak bileti alabilirsiniz.

Kendinizi teknolojinin ellerine bırakın: Önce internet olayına girip, telefondan daha ucuz bir iletişim sağlayabilirsiniz. Telesekreterine ya da e-mail adresine seksi mesajlar bırakarak aşkınızı canlı tutabilirsiniz. 

5. İşten kovuldunuz:

İşsiz kalmak, insanları depresyona sokan nedenlerin başında gelir. Birbirinize anlayışlı olmalısınız. Maddi açıdan birbirinize destek olmaktan asla kaçınmamalısınız. 

Ne yapmalı? 

İşini kaybeden oysa: Onu kariyeri ya da parası için değil, kendisi olduğu için sevdiğinizi göstermenin tam zamanı.

Kum torbası olmayın: O işini kaybetti ve bunalımda diye, sizi kum torbası yerine koymasına izin vermeyin. Anlayışlı olmakla enayi olmak farklı şeylerdir. Morali bozuk diye size bağırıp çağırması ve sizi ezmesi haksızlık. Onu güldürmeyi deneyin ama asla taviz vermeyin. Yoksa, işler yoluna girdiğinde de her şeyin aynı kalmasını isteyebilir, unutmayın. 

İşini kaybeden sizseniz: Erkekler bütün sorunların çözümünü bildiklerini düşünürler. Rahatsız olduğunuz zaman bunu ona söyleyin ve her şeyin kontrolünüzde olduğunu hatırlatın. 

Neye ihtiyacınız olduğunu söyleyin: Yalnız kalmaya, maddi desteğe ya da onun şefkatli kollarına ihtiyacınız olabilir. Bunu onun bilmesini sağlayın ama asla emredici olmayın.

aşk2 Birbirinizi sevdiğinizi unutmayın: Aranızda oluşan gerginliğin stresten ve dış etkenlerden kaynaklandığını sık sık birbirinize ve kendinize hatırlatın. İşsizlik dahil bütün sorunlar geçici, aşk kalıcı… 

6. Arkadaşları sizden önce geliyor:

Erkek arkadaşınızın arkadaşları sizden ön planda mı?

Ne yapmalı? 

Savaş çıkarmayın: Onun tatil anlayışı 24 saat sörf tahtası üzerinde geçirmek, sizinki de arabaya atlayıp diyar diyar gezmek olabilir. Birbirinizi zorlamanın hiç gereği yok. Anlayışlı davranın ve savaş çıkarmayın. 

Bunun hoşunuza gitmediğini belli edin: Sizin de arkadaşlarınızla birlikte vakit geçirmekten hoşlandığınızı ama onunla daha sık birlikte olmaya ihtiyacınız olduğunu söyleyin. Boş zamanlarınızı iyi planlarsanız, hem arkadaşlarınızla hem de birbirinizle vakit geçirebilirsiniz.

Oyunu karşılıklı oynayın: Eğer hislerinizi anlamıyorsa, sizin gibi hissetmesini sağlayın. Sizinle olmayı planladığı bir zamanda arkadaşlarınızla hafta sonu tatili için plan yaptığınızı söyleyin. Onu sık sık yalnız bırakın ve size sıraladığı bahaneleri sıralayın. Böylece sizin hissettiklerinizi anlayacak ve durumu düzeltmek için girişimde bulunacaktır.

7. Geç saatlere kadar dışarıda:

Bir iş yemeğine çıkıp saat 04:00’de eve geldiği yetmiyormuş gibi bir de size “Uykun kaçtı herhalde, ben sana geç saatte yemek yeme demiyor muyum?” diyor.

Ne yapmalı? 

Tavrınızı koyun: Aptalca kıskançlık krizlerine girip onu daraltmayın. Nerede olduğunu ve kaçta geri geleceğini bilmeye hakkınız olduğunu hatırlatın. Aksi takdirde kendisini çok merak ettiğinizi ve o gelene kadar gözünüze uyku girmediğini söyleyin. Tek endişenizin başına bir şey gelmesi olduğunu, yoksa ona güvendiğinizi anlamasını sağlayın. Niyetinizin onu kontrol altına almak olmadığını anlayınca, gidiş geliş saatlerini ve nerede, kiminle beraber olduğunu size bildirmek konusunda daha hassas davranacaktır.

Seni neden aldattı ?

aldatmak İşte karşınızdakine sormak istediğiniz soruların muhtemel yanıtları..
Başka bir kadınla ilişkiye girmeye karar verdiğinde bunu kendine nasıl açıkladın?

Erkekler de kadınlar gibi duygusal dünyalarında olup biten şeyleri arkadaşlarıyla konuşma, paylaşma isteği duyar. Fakat karşı cinsler arasında kurulan arkadaşlıkların bir sınır çizgisi vardır her zaman. Erkekler aşk hayatlarında yaşadıkları problemlerini karşı cinsten bir arkadaşlarıyla paylaştıklarında onlara zayıf bir yanlarını göstermiş olurlar. O insani duygusal olarak yakınlaştıklarını hissederlerse de işi cinsellik boyutuna taşımaya meyillidirler.

Aynı şey kadınlar için de geçerlidir. Bir kadın karşı cinsten bir arkadaşına ilişkisinde yaşadığı problemleri anlattığında kendisinin mutsuz olduğunu ve bir anlamda yeni bir ilişkiye açık olabileceğini de belirtiyor olabilir.

Yanlış olduğunu bile bile neden bu kadar uzun sürdü?
Uzun süreli bir ilişkideki durağanlığın aksine yasak aşkların taraflara yaşattığı heyecan ve tutku seneler boyu sürebilir. Bu bağlamda eşlerini aldatanlar sevgililerine adeta bağımlı olduklarını söylemek mümkün. ‘Diğerini' ne kadar itmeye çalışsalar da her defasında adeta bir mıknatıs gibi yasak ilişkilerine doğru çekilirler.

Yasak ilişki nasıl başladı?

Yasak bir ilişkiyi başlatan neden çoğu zaman o ilişkinin devam etmesine yol açan nedenden farklıdır. İlişki bir cinsel çekim yüzünden başlamış olabilir fakat uzun sürmesinin nedeni tarafların duygusal bir şeyler paylaşmaya başlamalarıdır. Ya da bunun tam tersi iki insanın birbirine hissettiği yoğun duygularla başlayan bir ilişki daha sonra sadece cinselliğin yaşandığı bir formata da dönebilir.

Onunla ilk kez seviştikten sonra kendini suçlu hissettin mi?

Bazıları eşlerini aldatmaktan dolayı hiç suçluluk hissetmez. Bazıları da eşlerinin dışında başka bir kadınla seviştikten sonra kendilerini suçlu hissedebilir. Fakat bu suçluluk duygusu onları bu ‘günahı' tekrar etmekten alıkoymaz.

Bazı erkekler yaptıkları şeyden o kadar büyük bir utanç duyar ki eşlerini aldattığı kadınla ilk fırsatta tekrar beraber olarak seksten aldıkları doyum hissini yaşayarak suçluluk duygusundan kaçmak ister. Yasak aşk yaşayan erkeklerin bir kısmı ‘kimseye herhangi bir zarar vermiyor' mantığıyla hareket ederek yaptıkları şeyi bir mantığa oturtmaya çalışır.

Böyle bir şey yaşarken hiç beni düşündün mü?

Aldatan eş eşini düşünse zaten böyle yasak bir ilişkiye girmez bunu unutmamak lazım. Aldatmak aldatılan değil aldatanın gerçekleştirdiği bir eylemdir. Fakat aldatılan eşler genelde aldatan kocalarının bu işi yaparken direk kendilerini hedef aldığını düşünür ve bu yasak ilişkiyi öğrendikleri zaman kocalarına ‘Bunu bana neden yaptın?' diye sorarlar. Fakat asıl konu şudur ki aldatan erkekler başka bir kadınla beraber olmaya karar verdikten sonra eşlerini zaten düşünmezler.

Ona evliliğimiz hakkında neler anlattın?

Bu soru erkeğin evliliğine olan bağlılığını sorgularken aynı zamanda da eşin yaşadığı yasak ilişkinin duygusal boyutunu irdeler. Aldatan erkeklerin bazıları sevgililerine eşlerinin olumlu yanlarını anlatır. Bazıları ise eşlerinin soğuk ve mesafeli olduğunu söyler. Eğer eşinizi aldatıyorsanız evliliğinizle ilgili olarak sevgilinize anlattığınız şeyleri eşinize de anlatmanız gerekir. Böylelikle eşinizle olan problemleri karşılıklı konuşup tartışma olanağı bulabilirsiniz.

İlişkide tehlikli virajlar !

mutsuzevlilik İşte evlilik gemisini batıran nedenler...
Kadın ve erkeğin hormonal farklılıkları onları bir araya getirdiği gibi, birbirinden uzaklaştıran tuzak ve virajlarla dolu.

Kadını mutsuz eden nedir?

Evliliği sağlam temellere oturtmak için kadınla erkeğin birbirlerinin özlerini anlaması şart. Sevgi, özveri ve farkındalık isteyen evlilikte erkekle kadının dünyasına Prof. Dr. Nevzat Tarhan ışık tuttu. Kadınlar ne ister? Asırlar sürecek bir yazı dizisi olurdu herhalde. Kadınlar kadar karmaşık yapıya sahip olmayan erkekler de bu dizinin ana kahramanı...

'Ana' ve 'töre' aslında hayatımızın mihenk noktaları. Evlilikler parmak izi gibi çiftlere göre farklılık gösterseler de belli kurallar ve karakterler var başrollerde. İnsanı çözebilmek beynin tamamını anlayabilmekten geçiyor ki, o da henüz bilim insanlarınca aşılamadı. Bize kalan varolanı anlayabilmek. Erkekleri yetiştiren, onlara iyi ya da kötü baba, eş, evlat rollerini biçen de yine kadın.

Sizce kadını en çok ne mutsuz eder?

İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır. Kolay ve zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu kendi dışında bir sebebe bağlar. Mesela "büyü" der, "nazar" der, "sihir" der ve mesuliyetten kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar sorunu ekonomik problemler, eşinin anlayışsızlığı ve sevgisizliği gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey yapmamak için iyi bir özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı başardıkça kendisine yardım edecek böylece başı daha dik duracak, daha güçlü ve mutlu olacaktır.

Kadınlar neden erkeklerden şikayet eder?

Bunun arka planında erkeklerin kendilerini beğenmesine olan ihtiyaçları yatar. Kadın erkeği değiştirmek için hep yakınır. Oysa sızlanmak yerine plan yapıp adımlar atsa daha kolay bir dönüşüm olduğunu görecektir.  Erkeğe bağlanarak kişilik kazanan kadın modelleri var.

evlilik Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kadın tarafından düşünülmek ve onun tarafından değer görmek erkek için hoş bir durumdur. Fakat bu tek taraflı işlerse bir müddet sonra erkek karısını yetersiz görmeye başlar. Kadın bir erkeğe bağlanarak değil, erkeğin eksiklerini tamamlayarak sevilir ve önem kazanır. Ama erkeğin de kendi eksiklerini tamamlamasına fırsat vermesi şartıyla. Kadın eşine bağlanarak şahsiyet kazanmak yerine kendisi olarak, kendisini geliştirerek, sosyal ve eğitici bir rol üstlenerek kalıcı bir yer edinir. Çünkü bağlanmak kolaycılıktır. Zor olan çaba sarfetmektir. Bu hem kendisini iyi hissetmesi hem de evliliğinin geleceği için faydalıdır.

Erkeğinin sözünden çıkmayan eşlerin psikolojini yorumlar mısınız?

Hayattan korkan, özgüveni eksik kadınlar eşlerinin her dediğine evet derler. Duygularını bastırırlar. Kendi kişilik sınırlarını yok sayarlar. Sabırlı olmayı, içine kapanık olmak olarak algılarlar ve ruh sağlıkları bozulur. Erkekde hep almaya alıştığı için bencilleşir. Eşinin duygularını önemsememeye başlar. Başka arayışlara yönelir. Eşinin haklı ve mantıklı isteklerine karşı kendi fikrini söyleyebilmesi kadının benlik saygısını artırır.

Evlilik gemisini ne batırır?

Beklentiyi yüksek tutmak. Herkesin çok başarılı olduğu bir aileden gelen veya mükemmeliyet duygusu yüksek bir kadın eşinin eksiklerine odaklanır. Sürekli onun başarısızlıklarını vurguladığından eşinin evi sığınak gibi görmesini engeller. Dürüst, çalışkan, şefkatli yönlerini göz ardı eder parasının azlığından yakınır. Birçok evlilik bu yüzden yıkılmıştır. Erkekte güvensizlik ve yetersizlik, suçluluk duyguları oluşturan, tatmin edilemeyen kadın geçimsiz olarak bilinir. Böyle bir zor kişilikte biriyle yaşayan erkeğin evlilik gemisini yürütmesi büyük beceri gerektirir.

Eşim beni anlamıyor yakınması

Ego ve kadın ürkütücü oluyor yan yana gelince ama, soruyoruz Prof. Dr. Nevzat Tarhan'a, kadının ego doyumunu ne artırır? Kadınlar en çok erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığından yakınır. Kadının ilişkideki önceliği paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin ise yetenekli, yeterli ve güçlü olduğunu hissetmesidir.

Erkekler doyumu başarıda bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Bir kadın eşinin gelişmesine yardımcı olmayı, eksiklerini gidermeyi görev bilir, bunun için çalışır. Bu doğaldır. Kadın böylece eşini koruduğunu düşünür.

Erkek ise karısını kendisinin yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama çabasındaki erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz algılandığını zanneder. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu erkekte güçsüzlük duygusu uyandırır. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, ‘kontrol bende' duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.

Evlilik Kurtaran Reçete

4267322 Evliliğinizi bitirmeye karar vermeden önce, elinizden gelen her şeyi yapıp yapmadığınızı düşünün. Bir şeyi yıkmak, yapmaktan daha kolaydır unutmayın...

2. yıl krizi

Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma, evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan, uyum ve sevgiden ödün vermeyen çiftlerin bir ömür boyu birlikte olma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

1991 yılında evlenen 156 çifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini, tavırlarını mercek altına alan ekip, "Çiftin boşanıp boşanmayacağı, ilk 24 ayda belli oluyor" diyor.

Kısa ayrılıklar

Evlilik terapistlerinin çoğu ‘uzun evliliğin sırrı kısa süreli ayrılıklardır’ prensibinde birleşiyor. Uzmanlar her 2-3 yılda bir çiftlere 1 ila 5 ay arası değişen sürelerle ayrı kalmalarını öneriyor ve ‘tedavi amaçlı ayrılıkların’ mucizeler yarattığını söylüyor.

Uzmanlar, birlikteliğin ilk günlerindeki heyecanı, tutkuyu yakalamak için şu önerilerde de bulunuyor:

Sizin için yaptıklarını bir hatırlayın

Eşinize nasıl davranıyorsunuz? Ona, herhangi bir tanıdığa gösterdiğiniz ilgi ve sevecenliği gösteriyor musunuz?

Eğer takdir ve teşekkürün yerini ilgisizlik ve talepler aldıysa, tehlikeli bir noktadasınız demektir. Bu durumda yapılacak şey, eşinizin sizin için yaptığı şeyleri yapmaya mecbur olmadığını düşünmek.

Eşinizin sizin için her gün yaptığı şeylerin bir listesini çıkarın ve sonra kendi kendinize, bunların kaçı için ona teşekkür ettiğinizi bir sorun.

Basit bir teşekkürün birçok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

Tahmincilik yapmayın

Eşinizin düşündüğü ve duyduğu şeyleri tahmin etmekten vazgeçin çünkü hata yapabilir ve gereksiz yere kavgaya sebebiyet vermiş olursunuz.

Kaç kere karşımızdakinin hareketlerinden yanlış sonuçlar çıkardığımızı, gerçeği tesadüfen veya çok zaman sonra anladığınızı bir düşünün.

Çoğu kez eşimize, doğru olmayan istekler yükleriz. Mesafeli duran bir eş sorunlu veya üzgün olabilir, unutmayın.

Suçlamayın

"Senin suçun" demek ne kadar da kolay! Yolunda gitmeyen bir olayda kendi suçunu aramaktan çok daha kolay kuşkusuz.

Suçlamak sorunları çözmez, çözmediği gibi birbiri ardına yeni suçlamalar getirir. Suçlamalar gerçeği görmeyi engeller ve istemeden de olsa incitici hakaretler doğurabilir.

Evliliğinizi Ateşleyin

mutlu Aşkınızı yeniden alevlendirmek için neler yapıyorsunuz. Evliliğinizi canlı tutabilmek elinizde...

Bir umutla kurduğunuz evliliğiniz monoton bir hal aldığında, küçük önlemlerle aşkınızı geri kazanabileceğinizi unutmayın. Evlenene kadar hiçbir problem yaşamayan çiftlerin çoğu, evlendikten sonra her anlaşmazlığın ve tartışmanın kaynağını evlilik kurumuna bağlıyor. Belki de "Evlenmeseydik bunlar başımıza gelmezdi" diye düşünüyor. Ancak aşkı öldüren evlilik değil, kişilerin kendileri.

Egosunu ihmal etmeyin

Aşk ve cinsel çekim çok güçlü, fakat bir o kadar da narin duygulardır. Hepimiz beğenilmek ve çekici görünmek istemez miyiz? Erkekler de kadınlar gibi kendilerine aşık olunmasından, güzel sözlerden çok hoşlanırlar. Ancak düşüncesiz davranışlar ya da kırıcı sözler, bırakın aşkı geri getirmeyi, var olan ilişkinizi de çok çabuk zedeleyebilir. Her eş ona ne kadar yumuşak ve sevgi dolu davranılırsa davranılsın, eleştirilmekten endişe duyar.

Hayata ilgi gösterin

Genelde eşlerinden ayrılan kadınlar hayata daha güçlü sarılmaya başlar. Kendilerini işlerine verip, güzelliklerine dikkat eder. Bunun için boşanmayı bekliyorsanız, hata edersiniz. Tüm bunları evliyken de yapabilmelisiniz.

Yeni konulardan bahsedin

İster iş arkadaşlarınızla geziye, ister dil ya da dans kursuna gidin. Ama mutlaka kendiniz için bir şeyler yapın. Böylece eşinize anlatacağınız farklı konularınız olur.

Tartışmayın, konuşun

Eşinizle konuşmaktan korkmayın. Bu sayede hoşlanmadığınız durumları ve problemlerinizi anlamasına yardımcı olursunuz. Onu iğnelemeden, kendi durumunuzdan ve hissettiklerinizden bir-iki cümleye bahsetmeniz yeterli olacaktır. Sizi biraz olsun anlarsa, ilişkiniz daha güzel hale gelir.

Eşinizi değil, kendinizi değiştirin

Onu değiştirmek istedikçe yorulduğunuzla kalırsınız. Gerçek şu ki, kadınlar problemleri konuşarak çözmek isterken, erkekler çok konuşmayı sevmezler. Bu yüzden her şeyi tekrar dile getirmek yerine, davranışlarınızla ona yol gösterin.

Ona akıl hocalığı taslamayın

Kapanmış ya da geçmişte kalmış konuları tekrar tekrar gündeme getirerek keyifsizlik yaratmayın. Ayrıca her konuya yorum getirip fikrinizi söylerken, her söylediğiniz doğru kabul etmesini beklemeyin.

Onun kurallarını da gözetin

Elbette sağlıklı bir ilişkide baskın rolün eşit dağılmış olması esastır. Ancak arada bir küçük numaralar yapmak yararınıza olabilir. Her zaman ille de eşit olmak için çabalamayın. İletişim kurarken kendisini iyi hissetmesini sağlamak, tamamen sizin yararınıza olur ve işinizi kolaylaştırır.

Çözüm üretin

Bir sorunla karşılaştığınızda, kimim suçlu olduğunu bulmaya çalışmaktan vazgeçin. Sadece çözüme yoğunlaşın ve çözümü konuşun. Karşılıklı suçlamalar ve imalar hem çözümü zorlaştırır, hem de aşkınızı.

Mutlu evliliğin ipuçları...

6936 "Günümüzün modern toplumlarında evlilikler işlerden arta kalan zamanlarda idare edildiği için sorunlar yaşanıyor. Bu nedenle evliliğinize de işinize ayırdığınız kadar zaman ayırın.

Eşinizle 'çocuklar nereye gidecek, ne yapacak’ gibi konular dışında duygu ve düşüncelerinizi de konuşmalısınız

İlişkinizi canlı tutmak için eşinizle baş başa zaman geçirin.

Ev ve aile ortamı dışında hobilerinizi geliştirebileceğiniz ya da gönüllü olarak çalışabileceğiniz alanlarla ilgilenin. Bunları da eşinizle paylaşın. Araştırmalar, evin dışında farklı bir alana odaklanan çiftlerin daha sağlıklı bir evlilik yürütebildiğini gösteriyor.

Cinsel isteğin azalması son yıllarda çiftlerin yaşadığı sorunların başında geliyor. İlk çocuk gelinceye kadar bir sorun olmuyor ama sonrasında şikayetler başlıyor. Hem bebek hem de iş yaşamı çiftleri yorgun düşürüyor. Bu nedenle çiftler yaptıkları her şeyi sürekli değerlendirmemeli ve birbirlerine zaman ayırmalıdırlar. Bunun için de eşler kendi ilişkileri için her hafta düzenli olarak uygulayabilecekleri bir program yapmalıdırlar.

Çiftler çok yorgun ya da endişeli olduklarında cinsel yaşamları olumsuz etkilenir. Dolayısıyla planladıkları program çok yorgun ya da endişeli oldukları bir dönem için düşünülmemelidir.
 

Hiçbir zaman ikiniz de aynı anda sinirlenmeyin.

Giysi, parfüm vs. almak konusunda kendiniz ve eşiniz arasında seçim yapmak zorunda kalırsanız eşinizi tercih edin.

Eleştirileriniz varsa onu sevdiğinizi hissettirerek söyleyin.

Geçmişteki hatalarını gündeme getirmeyin.

Gününüzü eşinize hoş bir söz söylemeden bitirmeyin.

22394 Birbirinizi karşılarken şefkat ve sevgiyle sarılın.

Sorunlarınızı çözmeden günü bitirmeyin.

Hata yaptığınızda eşinizle konuşun ve özür dileyin.